Uyumak vakit kaybidir merakli olana

image

Bir sehri tanimak, aslinda kendini tanimaktir:
Kucukken bir kusun kanadina, buyudugunde bir ucagin gokyuzunde biraktigi beyaz tebesirden cizgiye takilan kizin hikayesidir yazdigim.
Bir sehri tanimakla kendini tanimak pek benzer bazen.
Bir sehrin kapisini aralamak, urkek ama merakli bakislarla, once korkak ve hizlica sonra rahatladikca derin derin, uzun uzun her detayini istahla incelemek. Elinde sadece bir cift goz ve aklinla – ki hic bir teknoloji harikasi senin gozlerinin gordugu gercekligi kaydedemez bana kalirsa- o denli guzellikte…
Sokaklarindaki parke taslarini, sokak lambalarini, baktigin yabanci gozlerin hikayelerini, binalarin pencerelerini ve her bir pencerenin arkasinda kimbilir kac ayri sehrin sakli oldugunu hayal etmek… Ne buyuk merak…
Sehri gezdikce kendine yolculuk eder, onu kesfettikce kendi kapini aralarsin. Guldugun, sasirdigin, merak ettigin her anda kendini bulursun, bilmedigine donersin. Sildigini sandigin yanlarini tekrar tekrar yazarsin. Ben bambaska biriymisim aslinda, unutmusum, dersin. Hatirlatan her ne ise ona simsiki tutunursun ki illa ki o da kayip gider elinden, guzelligi de burdadir baglanmamanin, köksüz olmanin. Biri biterken seni baska bir heyecana cagirir.
Seni kimsenin tanimadigi sokaklarda, kendinle basbasa, belki cok tanidik ve bir o kadar yalniz ve ozgurce akar gidersin. Kapildigin bu insan, toz, yol selinde kimler cikar yoluna, hayali bile uykularimi kacirir, meraktan uyuyamam.
Ben ne zaman seyahat etsem, vardigim odadaki herhangi bir yastikta, oyle hemen uyuyamam. Sanki uyursam olanca hiziyla akmakta olan hayati kaciracakmisim gibi gelir. Sanki disardan gecen bir adam, sokakta cikan bir kavga, akvaryumda pismeyi bekleyen bir yengec, parkin havuzunda yuzen bir ordek ve belki de hayatinda unutmayacagin bir yeri olacak bir dostu iskalayacakmisim gibi gelir. Uyuyamam…
Boyle cok tesaduflerim, hayatimda donemeclerim oldu benim; belki bu yuzden, belki de sadece dunyaya olan merakimdan. Uyumak vakit kaybidir merakli olana.
Dusunsene! sen su an bu koltukta oturmus bir yazi yaziyorken, usulca yemegini yiyorken, bilgisayarina dalmis bir haber okuyorken, dunyanin sayisiz ulkesinde milyonlarca insan neler tadiyor, neler yasiyor! Ve bu ulkelerden herhangi birine gittiginde-bu rutini kirip ben aslinda varim! Dediginde- bir sokak sanatcisiyla, bir kopekle, bir gazeteciyle, bir mucitle tanisabilirsin. Yeter ki merak et ve kalk oturdugun yerden, yuru… Uzun uzun, vucudun seni tasimayacak kadar yorulana dek yol al. Yoldur seni icine alan, sensin asil disina cikan.

Peki bu istahin, bu heyecanin ne zamana kadar surer bilir misin? Ta ki arkasinda ne oldugunu bilmedigin baska bir kapi seni cezbedene dek…
Kapilar birbirine uzanir, biri digerine acilir.
Hersey yepyeni olur.
Dokunulmamis kar, ustune yazi yazilmamis su, hic bir gozun degmedigi bir manzara, henuz kesfedilmemis bir duvar yazisi, kimsenin kulagina ulasmamis bir kusun sesi gibi.

Guzel bir laf vardir bilirsin: Hersey gonlune gore olsun, derler.
Iste benim gonlumden de hep uzun uzun yollar gecer.

Hayatin akisina, saygiyla.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s