Biraz Berlin, Biraz Festival/Mayis’15

Berlin seyahatimi uzun suredir ertelemiştim, şehrin ruhuna uygun bir giriş yapmak istiyordum. Aradığım ruhu Berlin Festival’ inde buldum. Gece kulüpleriyle beni heyecanlandıran bu şehir 2. Dünya Savaşı’nın izleriyle birlikte keşfedilesi bir gece hayatı da sunuyor.
Paris ya da Londra gibi bir sehir beklemeyin, nev-i sahsina munhasir bir Berlin Burasi, ihtisami karanlik ve derinde.
Uçuş, İstanbul Atatürk’ten Berlin Tegel’e 2,5 saat sürüyor. 3 gün festivale, 2 gün şehre ayırdım.
Bu heyecanla Mart başında biletlerimizi aldık, 3 gün sürecek elektronik müzik festivalinin (29-30-31 Mayıs 2015) toplam bilet bedeli 79 Euro. İsterseniz günlük bilet almak da mümkün.
Detaylar ve line up için linkten detaylara bakabilirsiniz.
http://www.berlinfestival.de/en/

Ana sahnede Roisin Murphy, Underworld, Chet Faker, James Blake, Fritz Kalkbrenner ve Dixon aklımızı alan performanslardı.
Açık havada yer alan Elektronische Wiese sahnesinde ise Richie Hawtin, Âme ve Tale Of Us’ı izledik.
Arena Park fazla büyük olmamasına rağmen bu kadar dolu bir line-up’la 5 sahneye birden yetişmek imkansız oldu.
Festival aplikasyonu hayatımızı kolaylaştırdı, seneye gideceklere mutlaka indirmeleri önerilir.
Festival, Arena Park’ta olduğu için evimizi oraya en yakın bölge olan meşhur Türk mahallesi Kreuzberg’de tuttuk. Tegel Havalimanı’ndan taksi ile 20-22 euroya ya da metroyla (U-bahn) Görlitzer Bahnhof’ta inerek 30-35 dakika arası bir sürede ulaşılabiliyor. Şehirde ulaşım gayet pratik, metrolarda doğru hatta doğru bileti aldığınızdan emin olun, tren içlerinde ani kontroller var, hatalı biletin cezası 40 Euro.
Kreuzberg kesinlikle tecrübe edilmesi gereken bir mahalle, bolca türk yemeğinin yani sıra özgün graffitiler, envai çeşit Asya yemeği (thai, çin, Vietnam) restoranları ve East Side Gallery’e yakınlığıyla kesinlikle daha az turistik. Oranien Strasse’de hem akşam yemeği hem de gece kulübü alternatiflerini deneyin, turistten uzak Berliner olmak için.
East Side Gallery bir açık hava graffiti müzesi, şehrin güneydoğusunda yerleşik, Kreuzberg’e 1 km, galeri Spree’ye paralel uzanıyor, Kreuzberg’den Oberbaumbrücke’den yürüyerek Spree’nin karşı kıyısına geçin. Berlin’in dokusunu, siyasi duruşunu ve çeşitliliğini bu duvarı gezerek bile anlayabilirsiniz, dünyanın çeşitli ülkelerinden graffiti sanatçıları savaşa, eşitsizliğe ve baskıya karşı tepkilerini ortaya koyan çalışmalar bırakmışlar, meraklısına enfes!

Photo by storiesonacloud May'15 #eastsidegallery #berlin

Photo by storiesonacloud May’15 #eastsidegallery #berlin

Şehre gelişteki temel amaç festivalde partilemek olduğu için Mitte’deki Museums Insel ve Tiergarten’ı gezemedim, gidenler “mutlaka” derler. İkisi de sehrin merkezi sayılan Mitte’de, ulaşması kolay.
Berlin’in yapitasi diyecegim diger konu graffiti -benim de ozel ilgi alanim- duvarlar ve terkedilmis binalarin her biri ayri dilden konusan kanvas tadinda! Hepsini gezemedigim icin Kai Jakob’un Street Art in Berlin kitabini aldim. Ayrica 3-4 saatlik gezi ve kursla siz de jr. graffiti sanatcisi olabilirsiniz.

http://alternativeberlin.com/berlin-graffiti-workshop-and-street-art-tour

Alışveriş ve sosyalleşme alanı Alexander Platz’a geldiğinizde Rotes Rathaus (belediye binası) Fernsehturm’u da göreceksiniz. Fernsehturm 60 metre yüksekliğinde bir TV kulesi, Berlin’in önemli sembollerinden. Bu meydanda bilindik Avrupa ve Alman markalarına ait mağazalardan alışveriş yapabilirsiniz, Galeria Kaufhof da burda- gourmet marketini tavsiye ederim. Daha özgün-şık restoran ve butikler Tor Strasse’de, lokal insanların daha fazla tercih ettiği, mağazalara dışardan baktığınızda iddiasız, içine girince baya orijinal yerler mevcut.
Hızlı bir şehir turu yürüyerek nasıl yapılır diye bir rota çıkardığımda Görlitzer’den metro ile Potzdamer Platz’a geldim, buradan ana caddeyi takiben 1 km sonra Holocaust Monument’e ulaştım. 2711 adet anıt taş ile Avrupa’da öldürülen tüm Yahudileri anmak için yapılmış bir yapı. Şehrin havasının en ağır olduğu yerlerden biriydi bana göre; bilmek, okumak lazım.
Bu anıtı sağımda bırakarak yürümeye devam ettiğimde Bradenburger Tor’a ulaştım. Nerdeyse 200 yıllık bir anıt, şehrin tarihi olarak da en önemli noktalarından biri.
Unter den Linden Bulvarı’nı takiben Alexander Platz’a varılıyor. Haftasonu ise, yol üstüne kurulmuş Art gallery pazarını görürsünüz; lokal sanatçıların el yapımı resimlerini ve aksesuarlarını satın almak mümkün. Bulvardan Berliner Dom’a bakmak, çimlerinde oturup dinlenmek de büyük keyif. Ayrıca Dom’a paralel nehir kenarında pek çok restoran var, mutlaka keyif birası için derim. DDR Museum da bir diğer önerim, Doğu ve Batı Almanya arasındaki farkları birebir tecrübe edebilmek için harika bir fırsat! Giriş 7 Euro, online alırsanız 5 Euro.

Photo by storiesonacloud #berlinerdom #berlin May'15

Photo by storiesonacloud #berlinerdom #berlin May’15

Yemek konusunda en hızlı ve kolay bulunan çözüm Currywurst ve patates kızartması, sevenlerine enfes gelecektir. Sushi için bana önerilen Tor Strasse’de yer alan Dudu Sushi bir hayli popüler, sushileri lezzetli, kesinlikle birkaç gün önceden rezervasyon gerekli.
17 Juni Antikmarkt – Antika pazari sevenlere gelsin, fiyatlar ucuz değil, koleksiyonerseniz gezmeye değer. Hazır oraya gitmişken Tiergarten dan da geçeceksiniz, bir taşla iki kuş!
Yine haftasonu yarım güne yakın vakit ayırabileceğiniz MauerPark’a gidilebilir. Londra’nın Portobello’sundan daha az turistik, Madrid’in El Rastro’sundan daha Berliner/yani özgün. Metroyla Bernau Strasse durağında indiğiniz yol sizi Mauer Park’a goturecek. Önünüzden akan kalabalığı takip edin J Bez çantalar, magnetler, t-shirtler, plaklar, antika ev eşyaları ve aksesuarları, ayak üstü sokak yemekleri, piknik alanı ve canlı müzik. Dilerseniz yanında bir de çiçek alabileceğiniz Flohmarkt var.
* Yer ve sokak isimlerini Almanca yazıyorum, gittiğiniz hiçbir tabelada Türkçe adını görmeyeceksiniz malum. Diğer yandan Türk nüfusu bir hayli yoğun, özellikle taksilerin %90’ı Türk. Rahat olun :)
Gelelim gece kulüplerine, en bilinenler Berghain, Watergate ve Tresor…Elektronik müzik severler için olduğunu söylememe gerek yok sanırım, Ulus 29 ortamlarını buralarda bulamazsınız.
Bizim gittiklerimiz şöyle:
Ritter Butzke – Kreuzberg’de büyük bir binanın girişinde yer alıyor.
http://club.ritterbutzke.com/
Ipse- Spree kenarında ağaçların altında dans etmek için bir alan + kapalı alan da mevcut. Festivalin açılış partisi buradaydı.
Sisyphos – Suma Beach’e gidenler burayı da bir hayli severler. Eski bir köpek maması fabrikası kulübe çevrilmiş, içerde 2 kapalı mekan ve büyükçe bir psychedelic bahçe var :) Mekana Cuma girin, Pazartesi çıkın!
http://www.sisyphos-berlin.net/

Photo by storiesonacloud #berlin Ritter Bützke May'15

Photo by storiesonacloud #berlin Ritter Bützke May’15

Kulüplere girişte kalabalık olmamak ve Almanca konuşabilmek önemli, biz küçük gruplara bölünerek giriş yaptık, kulübün içinde tekrar birleştik. Cep telefonu kullanımına pek sıcak bakmıyorlar, Sisyphos’a girişte tüm cep telefonlarını toplayıp kameraların önüne bant yapıştırdılar, içerde görüntü almak/paylaşmak yasak.
Berghain’a günün ve gecenin çeşitli saatlerinde giden arkadaşlarımızdan başarılı olup içeri girebilen olmadı, görüntü almakla ilgili kurallar burası için de geçerli. Sessiz olarak uzun kuyruklarda beklemek, “turist” olmamak, ortama uyum sağlamış olarak gelmek gibi.. Efsanesi aramızda yaşıyor, bir sonraki Berlin seyahatinde mutlaka… :)

​​​​​​​​​

https://storiesonacloud.com/

Reklamlar